Asansör beklerken telefonuna bakan birini izleyin: sayfa iki saniyede açılmazsa başparmak geri tuşuna gidiyor. Düşünerek yapılan bir hareket bile değil bu, refleks. Sizin sitenizin 6 saniyesi, müşterinin dünyasında bir ömür.
Rakamlar da refleksi doğruluyor. Sektör ölçümlerine göre yüklenmedeki 1 saniyelik gecikme dönüşümü yüzde 7 civarında düşürüyor. Türkiye'de sitelerin ortalama dönüşüm oranı zaten yüzde 1,2 ile 2,8 arasında. Yani 100 ziyaretçiden satışa dönen 2 kişi var ve yavaşlık önce o ikiliyi vuruyor. Reklam bütçesi harcıyorsanız hesap daha da acıyor: tıklamanın parasını ödüyorsunuz, sayfa açılmadan adam gidiyor.

Siteniz neden yavaş? Üç klasik sebep
- Görseller: Telefonla çekilip olduğu gibi yüklenmiş 8 megabaytlık fotoğraflar. En yaygın ve en kolay düzelen sorun bu.
- Tema şişkinliği: Kullanmadığınız 60 özelliğin kodu her ziyaretçiye yükleniyor. Eklenti üstüne eklenti, hepsinin ayrı yükü var.
- Ucuz barındırma: Aylık 30 liralık sunucuda yüzlerce siteyle aynı kaynağı paylaşıyorsunuz. Sizin siteniz yavaş değil, sırada bekliyor.
Kendi sitenizi 2 dakikada test edin
Tarayıcıya pagespeed.web.dev yazın, adresinizi girin, mobil sekmesine bakın. 90 üzeri yeşilse rahat olun. 50-89 arası turuncuysa toparlanacak iş var. 50'nin altı kırmızıysa site size müşteri kaybettiriyor demektir; bu cümleyi yumuşatmanın yolu yok.

Şunu da ekleyelim: hız bir kere yapılan ayar değil. Siteye eklenen her görsel, her eklenti, her kampanya kodu hızdan yer. Bizim geliştirdiğimiz sitelerde hedef bellidir: telefonda 1 saniyenin altında ilk görüntü, PageSpeed'de 90 üzeri. Bir ihracatçı müşterimizde 98'i gördük; sayfanın açılması alıcının teklif formuna ulaşmasından daha kısa sürüyor.
Vitrin camını kimse buğulu bırakmaz. Site de vitrindir.
PageSpeed sonucunuzun ekran görüntüsünü gönderin; kırmızıysa neyin hızı yediğini, ücretsiz ve tane tane yazalım.
Açılmayan vitrine kimse bakmıyor, içindeki emeğin kıymeti de kalmıyor. Hızı düzeltin; gerisi sitenizde zaten var.
