Tanıdık gelecek: ürün hikayede paylaşılıyor, beş dakikada on DM düşüyor. "Fiyat?", "Beden var mı?", "Kapıda ödeme oluyor mu?" Telefon sizde değilse kardeşinizde, o da yetişemezse mesaj okundu olarak kalıyor. Akşam oturup defterle telefonu karşılaştırıyorsunuz: Ayşe Hanım'ın kargosu gitti mi, gitmedi mi? Kimse emin değil.
Bu düzen ayda 30 siparişe kadar idare eder, etmiştir de. Sipariş sayısı büyüdükçe kaybolan mesaj, unutulan kargo ve küsüp giden müşteri de büyür. İşin acı tarafı şu: kaybettiğiniz müşteri sessizce gider, defterde izi bile kalmaz.

CRM'in süslü tanımını bırakalım
CRM üç harfli havalı bir kısaltma ama bizim kurduğumuz haliyle cevapladığı soru gayet sade: hangi müşteri hangi aşamada? DM'den, WhatsApp'tan, site formundan gelen her talep tek panele düşüyor. Her siparişin durumu görünüyor: ödeme bekliyor, hazırlanıyor, kargoda, teslim edildi. Kargoya verilen sipariş için takip numarası müşteriye otomatik gidiyor. Telefonlar arasında kaybolan bilgi diye bir şey kalmıyor.
Üç şubeli bir otomotiv firmasına kurduğumuz benzer bir düzende takipsiz kalan talep sayısı sıfıra indi, satışa dönüşüm yüzde 27 arttı. Butik ölçeğinde mekanizma aynı; sadece pipeline'da araba değil, paket var.

Hazır CRM almakla ne farkı var?
Piyasadaki kurumsal CRM'ler 80 özellik içeriyor ve siz beşini kullanıyorsunuz; geri kalanı kafa karışıklığı olarak ekranda duruyor. Biz tersinden gidiyoruz: önce sizin satış akışınızı dinliyoruz, sonra sadece o akışı taşıyan sade bir panel kuruyoruz. Ekip yarım günde öğreniyor çünkü ekranda işiyle ilgisi olmayan tek bir buton yok. Mevcut müşteri listeniz Excel'deyse onu da temizleyip taşıyoruz, sıfırdan başlamıyorsunuz.
Aylık sipariş sayınızı ve hangi kanallardan satış yaptığınızı yazın; size uyacak kurulumun kapsamını ve kabaca süresini söyleyelim.
Hikaye paylaşıp telefonun başına geçmek satış değil, nöbet. Satışı sistem takip etsin, siz ürünle ilgilenin.
